Bir ekonomi bazen fabrikalar kapanmadan, işçiler işten çıkarılmadan, şirketler iflas ilan etmeden krize girer. Tabelalar yerinde, üretim sürüyor, faturalar kesiliyor. Ama kasada para yok, tahsilatlar gecikiyor, çekler karşılıksız kalıyor.
Piyasanın asıl alarmı burada: Ticaret sürüyor, fakat paranın dolaşımı aksıyor.
Eylül ayına ilişkin paylaşılan 12 aylık birikimli verilere göre, karşılıksız çek adedi yüzde 12,14, karşılıksız çeklerin tutarı ise yüzde 46,70 arttı. Toplam çek adedi yüzde 4,4 geriledi. Karşılıksız çeklerin toplam içindeki payı, adette yüzde 2,58'e, tutarda ise yüzde 3,29'a yükseldi.
Bu veriler tek başına bütün ekonominin çöktüğünü kanıtlamaz. Ancak işletmelerin ödeme kapasitesi ve ticari güven açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
SATIŞ VAR, TAHSİLAT YOK!
Şirket malını satıyor, faturasını kesiyor, vergisini üstleniyor. Fakat parasını alamıyorsa kâğıt üzerindeki ciro, vadesi gelen borçları ödemeye yetmiyor.
Maaş nakit ister. Vergi nakit ister. Banka taksiti nakit ister.
Muhasebede kâr yazmak başka, kasada para bulundurmak başkadır.
Yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimdeki güçlükler, işletmeleri vadeli satışlarla birbirlerini finanse etmeye zorluyor. Ancak tahsilat zinciri kırıldığında bir şirketin alacağı, diğerinin ödenemeyen borcuna dönüşüyor. Sorun, tedarikçiler üzerinden piyasaya yayılabiliyor.
Karşılıksız çek tutarındaki artışın, adet artışını aşması, ödenemeyen çeklerin parasal büyüklüğündeki yükselişe işaret ediyor. Bunun büyük şirketlere ne ölçüde yayıldığını belirlemek içinse firma ve sektör bazında verilere ihtiyaç duyuluyor.

FAİZDEN ÖNCE GÜVEN DARALIYOR!
Çek, yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda ticari güvenin de göstergesidir. Güven aşındığında vadeler kısalır, peşin ödeme talepleri artar, teminat şartları ağırlaşır. Ticaret pahalılaşır, işletme sermayesi ihtiyacı büyür.
Herkes parasını güvenceye almaya çalışırken piyasanın çarkları daha zor döner.
İşte tehlikeli döngü budur: Tahsilat gecikir, ödemeler aksar, güven azalır, ticaret daralır.
Ekonominin gerçek sağlığı yalnızca büyüme oranlarıyla ve şirket kârlarıyla ölçülemez. Borçların zamanında ödenip ödenmediğine, alacakların tahsil edilip edilemediğine de bakmak gerekir.
Çünkü üretim ekonomiyi kurar, nakit akışı ayakta tutar, güven ise sistemi birbirine bağlar.
Piyasanın gerçek bilançosu vitrinlerde değil kasada, ciroda değil tahsilatta ortaya çıkar.
Ve en tehlikeli tablo şudur:
Herkes satış yaptığını söylüyor. Herkes alacağını bekliyor. Ama ödeme günü geldiğinde para ortada yok.
Ekonominin gizli iflası tam da burada başlıyor.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |