Kayseri Haberleri , Kayseri Firmaları ve Tüm Bilgiler.
 
ANASAYFAKAYSERİFİRMA REHBERİSERİ İLANLAR EĞLENCE KÜLTÜR & SANAT SPOR HABER ARŞİVİ RESMİ REKLAMLARKÜNYE
Anne & Çocuk & Bebek   |   Bilim Teknik   |   Finans   |   Sağlık   |   İş & Eğitim   |   Hava & Yol   |   Resimler   |   İstatistiklerimiz   |   Reklam   |   İletişim

menu 1
Kültür - Sanat
Önemli Linkler
Kayseri Kent Portalı > Kayseri Kültür Sanat > Genel Kültür & Maneviyyat / EDEP VE NEZAKET
<<Önceki  Sonraki>>

Edep ve Nezâket

Osman Nûri Topbaş

 
Edep, insanı diğer mahlûkattan farklı kılan bir husûsiyettir. İnsan; edep, nezâket, zarâfet ve takvâsı ile Hak katında kıymet kazanır. Bu sebepledir ki Hak dostlarının güzel vasıfları arasında edep ve nezâket fazîletlerinin müstesnâ bir yeri vardır. Nitekim nice mâneviyat büyükleri de tasavvufu, “güzel ahlâk ve edepten ibâret” görmüşlerdir.

Emir Külâl Hazretleri’nin mânevî terbiyesi altında kâmil bir edep ve nezâketle yetişen Şâh-ı Nakşibend -kuddise sirruh-, intisâbının ilk yıllarında, nefsinin gurur ve kibrini kırıp Rabbine karşı “hiçlik” hâlini lâyıkıyla hissedebilmek için, hasta ve muzdarip insanlara, yaralı hayvanlara hizmet etmek ve insanların geçeceği yolları temizlemekle vazîfelendirilmişti. Kendisi o zamanki hâlini şöyle anlatır:

“Hocamın emrettiği yolda uzun süre hizmet ettim. Benliğim o hâle geldi ki, yoldan geçerken, Allâh’ın herhangi bir mahlûku karşısında olduğum yerde durur, önce onun geçip gitmesini beklerdim. Ondan evvel adım atmazdım. Bu hizmetim yedi sene devam etti. Buna mukâbil öyle bir hâl tecellî etti ki, onların inilti sûretinde hazin hazin sesler çıkarıp Hakk’a ilticâ etmelerini hissetmeye başladım.”

İşte hikmetle nurlanan gönüller için kâinattaki her şey, ilâhî kudret ve azameti îlân eden tecellîlerden ibârettir. Bu hâle kavuşabilmek için de mânevî terbiye ile rûhun rikkat ve incelik kazanması, rûhânî manzaraları görüp onlardan ibret alacak hâle gelmesi ve hikmette derinleşmesi şarttır. Zîrâ akılla kavranamayan nice sırlar, hikmetle çözülür. Hikmette derinleşmeden mânevî sırlar ayân olmaz.

Edep, Hak yolcusunun en kıymetli azığıdır. İnsan hem dindar hem de kaba, geçimsiz ve nezâketsiz olamaz. Zîrâ İslâm’ın rûh itibâriyle özü; îtikadda tevhîd; amelde ise edep, istikâmet ve merhamettir. Bu itibarla denilebilir ki, bütün esaslarıyla İslâm dîni, baştan sona nezâket, zarâfet ve nezâfet ölçülerinden, yani “güzel edep”ten ibârettir. Hak dostu Mevlânâ Hazretleri bunu ne güzel ifâde eder:

“Gözünü aç da Allâh’ın kelâmına baştan başa bir bak! Âyet âyet bütün Kur’ân, edep tâliminden ibârettir!”

Hak dostları da vâsıl oldukları derecelere ancak yüksek edepleri ile nâil olmuşlardır. İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurur ki:

“Edebe riâyet etmeyen hiç kimse, Allâh’a vuslat yolunda mesâfe alamaz, yâni Hak dostu olamaz. Din büyüklerinin yolu, baştan sona edeptir.”

En mühim edep de; bizi halk eden;

ALLAH TEÂLÂ’YA KARŞI EDEP

Unutmamak gerekir ki şeytan -aleyhillâ’ne- huzûr-i ilâhîden, ilim veya amel noksanlığı sebebiyle değil, edepsizliği yüzünden kovuldu. Bu yüzden şeytanı mahveden en güzel fazîlet, edeptir. Hazret-i Mevlânâ bunu şöyle îzah eder:

“İblis, Hazret-i Âdem’e secde etmeyip Allâh’ın emrine karşı gelince:

«–Benim zâtım ateşten, onunki çamurdandır. Yüksek olanın aşağı olana secde etmesi nasıl yakışık alır?» dedi.

İşte İblis, Allâh’a edepsizce karşılık vermesi yüzünden lânete uğradı ve huzûr-i ilâhîden kovuldu. Üstelik bir de küstahlık edip, kendisini halk edenle cidâle kalkıştı. (Fîhi Mâ Fîh, s.159)

Ebû Ali ed-Dekkâk -rahmetullâhi aleyh- buyurur ki:

“Edebi terk etmek, ilâhî huzurdan kovulmayı îcâb ettirir. Her kim sultânın önünde terbiyesizlik ederse kapıya, kapıda edepsizlik ederse ahıra gönderilir.”

Ecdâdımız; “Edebi edepsizden öğren.” diyerek edebe riâyet etmeyenlerin hâl ve âkıbetlerinden ibret almayı öğütlemişlerdir. Bizler de şeytanın düştüğü vaziyetten gereken dersi çıkarmak durumundayız.

Cenâb-ı Hakk’a karşı lâyıkıyla edep sâhibi olan kul, lâubâlî hareketlerden kaçınır; bu vesîle ile ibâdet ve muâmelâtındaki kusur, hatâ ve gafletinin farkına varır. Amellerine güvenme illetine yakalanmaz.

Unutmayalım ki ne kadar güzel amelimiz olursa olsun bütün bunlar, okyanusa atılan bir kova su misâlidir. Cenâb-ı Hakk’ın lutufları karşısında bütün ibâdet ve hizmetlerimizi az görmeliyiz. Kulluk mes’ûliyetimizi toplumdaki düşük seviye ile değil, sahâbe ve evliyâullâh ile mîzân etmeliyiz. Çünkü Cenâb-ı Hak, Ensâr ve Muhâcirleri bizlere numûne göstermektedir.

Diğer taraftan, kulluk edebini lâyıkıyla yaşayanlar, bütün güzelliklerin Hak’tan, bütün kusurlarınsa nefsinden kaynaklandığı şuuruna ererler.

İbâdetleri terk eden veya kötü yola düşen bir kimsenin; “Ne yapayım, kaderim böyle imiş!” demesi, nefsânî ve şeytânî bir gaflet ifâdesidir. Namaz kılmak isteyen bir kimseye Cenâb-ı Hak, kılma sebeplerini ihsân eder; kılmak istemeyenlere de mânî sebepler vererek kıldırtmama tecellîsinde bulunur.

Kendimizi işlediğimiz günahlardan mâzur göstermek, “kadere bühtân” etmektir ki, Hakk’a karşı edepsizlik ve ahmaklık demektir. Şeytan’ın ayağını kaydıran da bu hususta gösterdiği edepsizlikten başkası değildir. Bu yüzden şeytanı en çok kahreden şey, kendisinin hatâya düştüğü noktada mü’minin gösterdiği Hakk’a itaat, rızâ, teslîmiyet, yâni “kulluk edebi”dir.

Tasavvufun en mühim gâyelerinden biri, insanı “ihsan duygusu”na yâni dâimâ Hakk’ın huzûrunda bulunduğu idrâkine yükselterek Allâh’a karşı zâhirde ve bâtında edep sahibi kılmaktır. Mâneviyat büyükleri demişlerdir ki:

“Zâhiren ve bâtınen edebe sarıl. Çünkü bir kimse zâhirî edepte kusur ederse zâhiren cezâ görür, bâtınî edepte kusur ederse bâtınen cezâ görür. Kim edebi zâyî ederse, kendini Hakk’a yakın zannetse de uzaktır, makbûl zannettiği hâlde merduttur (reddedilmiştir).” (Rûhu’l-Beyân, X, 401)

Dolayısıyla Rabbimiz’in bizler için takdir buyurduğu şeyler hakkında, şeytanca bir küstahlıkla cidâle girişmek yerine, hemen o anda boyun eğip rızâ ve teslîmiyet göstermek ve bizim için o tecellînin en hayırlısı olduğunu düşünmek, en mühim bâtınî edepler cümlesindendir.

_

Bir gün hadîs âlimlerinden bir zât, genç yaştaki Bâyezîd-i Bistâmî’yi görünce çok hoşuna gitti. Zekâ ve anlayışını ölçmek için sordu:

“–Güzel çocuk! Namaz kılmasını güzelce biliyor musun?”

Bâyezîd-i Bistâmî de ona:

“–Evet, Allâh’ın izniyle becerebiliyorum.” cevâbını verince; “Nasıl?” diye sordu. Bâyezîd-i Bistâmî de:

“–Buyur yâ Rabbî, emrini yerine getirmek üzere huzûruna durdum, hissiyâtıyla tekbîr alıyor; ______ ________ diyorum; Kur’ân-ı Kerîm’i tâne tâne okuyor; tâzîm ile rükûya varıyor; tevâzu ile secde ediyor; vedâlaşarak selâm veriyorum.” dedi. O zât hayran kalarak:

“–Ey zekî çocuk! Sende bu derin anlayış varken, insanların gelip başını okşamalarına niçin izin veriyorsun?” diye sordu. Zîrâ bu takdir ve iltifatların nefsini gurura sevk edebileceğini ve buna mahal vermemesi gerektiğini düşünüyordu.

Genç Bâyezîd-i Bistâmî ise şu ârifâne karşılığı verdi:

“–Onlar beni değil, Allah Teâlâ’nın beni süslediği o güzelliği meshediyorlar. Bana âit olmayan bir şeye dokunmalarına nasıl mânî olabilirim?”

İşte gönlün ulaşması gereken kulluk edeplerinden bir diğeri de bütün güzellikleri Allah’tan bilmek, onu nefsine izâfe etmemektir.

En büyük edep, Cenâb-ı Hakk’ın zâtına karşı tâzîm göstermektir. Bunun da en güzel tezâhürü, ibâdetlerde kendini gösterir. Allah dostları:

“İbâdet, insanı cennete götürür; ibâdette edep ve tâzîm ise Allâh’a götürür, Hak ile dost eyler.” demişlerdir.

Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh- ise:

“Amelde edep, onun kabûlüne işarettir.” buyurmuştur.

Hızır -aleyhisselâm- da şu duâyı yapmayı tavsiye etmiştir:

“Allâh’ım! Sana kulluk yapmam husûsunda bana güzel edep ihsân eyle.”

Hak dostları bütün bu bâtınî edep hâllerine ilâveten, dâimâ huzûr-i ilâhîde bulunma şuuru ile yaşadıkları için, zâhirî edebe de son derece îtinâ göstermişlerdir. Bu ise, ibâdetteki huşû ve edep hâlini ibâdet dışında da muhâfaza etmek şeklinde ifâde edilebilir. Nitekim Cenâb-ı Hak:

“Onlar namazlarını muhâfaza ederler.” (el-Meâric, 34)

“Onlar namazlarında devamlıdırlar.” (el-Meâric, 23) buyurur.

Hazret-i Mevlânâ, bu âyetlere işârî mânâ vererek şöyle der:

“Kul, namazdaki hâlini namazdan sonra da muhâfaza eder. Böylece bütün bir ömrünü, edep, huşû; dilini ve kalbini muhâfaza içerisinde geçirir. Bu, gerçek âşıkların, yani Hak dostlarının hâlidir...”

Mânevî terbiyenin gâyesi de; kişiye dâimâ ilâhî kameralar önünde olduğu şuurunu kazandırmaktır. Bu sâyede nezâket, zarâfet, edep, hayâ gibi yüksek hasletleri, kişinin tabiat-ı asliyesi kılabilmektir.

Dâvud-i Tâî Hazretleri şöyle anlatır:

“Yirmi yıl Ebû Hanîfe Hazretleri ile birlikte bulundum. Bu zaman zarfında dikkat ettim; ne yalnızken ne de yanında birileri varken başı açık olarak oturduğunu ve istirahat maksadıyla da olsa ayaklarını uzattığını hiç görmedim. Kendisine:

«–Yalnızken ayağınızı uzatmanızda ne mahzur var?» dedim. Bana:

«–Cenâb-ı Hak karşısında edepli olmak daha efdaldir.» dedi.”

Hak dostu Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri’nin de, ömrü boyunca ayağını uzatarak oturduğu, sırtını bir yere dayayarak yemek yediği görülmemişti. Hayatı boyunca yüksek edep ve nezâketin misâli olan Sâmi Efendi -rahmetullâhi aleyh- sohbetlerinde sık sık:

Edep bir tâc imiş nûr-i Hüdâ’dan

Giy o tâcı emîn ol her belâdan…

beytini tekrar ederlerdi.

Yine hayatı edep, nezâket ve zarâfet ile taçlanmış Hak âşıklarından Samsunlu Hüseyin Efendi’nin cenâzesinin gasil hizmetini gören Mustafa Okutan kardeşimiz de, bizzat şâhid olduğu bir hâli şöyle ifâde etmişti:

“Hüseyin Efendi’yi gaslederken sağ ayağı göğsüne dayalıydı, bir türlü açamadık. Kabre koyduğumuzda da hemen sağına dönüverdi.”

Şüphesiz ki bu; “Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663) hakîkatini hatırlatan müstesnâ bir tecellîdir. Cenâb-ı Hak bazı sırları ibret alınması için kimi zaman böyle sergilemektedir.

Bir cihan sultânının veya yüksek mevkîden birinin huzûrunda olanlar bile başka zaman ve mekânlarda olduğu gibi serbest davranamazlar. Hak dostları da her dâim Allâh’ın huzurunda olduklarını bilen, delile ihtiyaç duymadan hisseden ârif gönüllerdir. Yâni onlar:

____ ________ ______ ___ ________

“…Her nerede olursanız olun, O (Allah) sizinle beraberdir…” (el-Hadîd, 4) sırrının âşinâları olarak her anlarını Hak Teâlâ ile beraberlik şuuru içinde yaşarlar. Bundan dolayı edep hâli onların bütün davranışlarını şümûlüne alır.

Bu sebeple Hak dostları beşer nazarlarından uzak tenhâlarda bile müstesnâ bir edep üzere olurlar. Meselâ namazda Hakk’a karşı bir ihtiram ifâdesi olan başı örtmek, dâimî bir ibâdet iklîminde yaşayan Hak dostlarının namaz dışında da riâyet ettikleri bir edeptir.

Sahâbeden biri, kimsenin olmadığı bir yerde giyim husûsunda rahat davranıp davranamayacağını sorduğunda, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“Allah, kendisinden hayâ edilmeye, insanlardan daha lâyıktır.” buyurmuşlardır. (Ebû Dâvûd, Hammâm, 2/4017)

Gönül dünyaları İslâmî terbiye ile yoğrulmuş olan ecdâdımız da, edep, iffet ve nâmus mevzuunda, bütün cihânın hayran olduğu muhteşem bir ahlâkî seviye sergilemişlerdir. Nitekim son derece mutaassıp bir Protestan papazı olan Salomon Schweigger, Seyahatnâme’sinde müslümanları anlatırken şöyle demiştir:

“Müslümanlar, hamamda bile bir örtü kuşanıyorlar. Ne kadar edepli insanlar! Edep ve nâmusu, bu barbar dediğimiz kimselerden öğrenmemiz lâzım.”1

Örtünmek insana ait bir keyfiyettir. Diğer mahlûkat için örtünmek mevzubahis değildir. Ayrıca örtünmek, fıtrî bir kulluk edebidir. Nitekim Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ, cennette başka insanlar olmadığı hâlde hayâ ettiler; telâş içinde yapraklarla örtünmeye çalıştılar. Demek ki, örtünme ve onun mânevî sâikı olan edep ve hayâ, insanoğlunun fıtratında bulunan en köklü vasıflardandır.

Allâh’a karşı duyulması gereken edep, O’na yakınlık derecelerine göre bütün varlıkları da şümûlüne alır. Allâh’ın zâtına karşı edepten sonra gelen ikinci büyük edep ise, Allah Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e karşı olan edeptir.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’E (S.A.V.) EDEP

Ashâb-ı kirâm, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e karşı duyulması îcâb eden hürmet ve edep hissiyâtının en mükemmel numûnelerini sergilemişlerdir. Bu cümleden olarak Efendimiz’in sohbetlerinde büründükleri huşû ve edep hâlini:

“–Sanki başımızın üzerinde bir kuş var da kıpırdasak uçuverecek zannederdik.” şeklinde ifâde etmişlerdir.2

Ashâbın Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e karşı edebi o derecede idi ki, -çoğu zaman- O’na suâl sormayı bile cür’et telâkkî ederlerdi. Bu yüzden çölden bir bedevî gelip suâller sorarak sohbete vesîle olsa da, biz de Efendimiz’in sohbetinden feyiz-yâb olsak, diye beklerlerdi.

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile sürekli beraber olanlar arasında bile, edeplerinden dolayı O’nun nûr cemâlini doyasıya seyredebilenler pek azdı. Hattâ sohbet hâlinde iken, Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ömer dışındaki ashâbın hep önlerine baktıkları, sadece bu iki sahâbînin Hazret-i Peygamber’le göz göze gelebildikleri rivâyet edilir. (Tirmizî, Menâkıb, 16/3668)

Bu durumu, daha sonra Mısır fâtihi ünvânı ile tarihe geçen Amr bin Âs -radıyallâhu anh- âhir ömründe şöyle dile getirmiştir:

“Rasûlullâh Efendimiz’le uzun zaman birlikte bulundum. Fakat O’nun huzûrunda duyduğum tâzim ve hayâ hissi sebebiyle, başımı kaldırıp da nûrlu yüzlerini doya doya seyredemedim. Eğer bugün bana; «Bize Rasûlullâh’ı tavsîf et, O’nu anlat.” deseler, inanın anlatamam.” (Müslim, Îmân, 192)

Biz de Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi’ni kelimelerin mahdut imkânları dâhilinde anlatmaya cür’et ederken, acziyetimiz sebebiyle edep ve nezâket husûsunda farkında olmadan vâkî olan kusurlarımızdan dolayı Rabbimizin mağfiret deryâsına sığınırız.

Diğer taraftan Allah Rasûlü’nün ism-i şerîfi her zikredildiği yerde salât ü selâm getirmek de Cenâb-ı Hakk’ın biz ümmet-i Muhammed’e emir buyurduğu âdaptandır. Âyet-i kerîmede buyrulur:

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygamber’e çokça salât ederler. Ey mü’minler! Siz de O’na salevât getirin ve tam bir teslîmiyetle selâm verin!” (el-Ahzâb, 56)

Ne hikmetlidir ki Kur’ân-ı Kerîm’de diğer peygamberlere isimleri ile hitâb edildiği hâlde, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e “Yâ Muhammed!” diye bir hitap vâkî olmamıştır. O’na “Yâ Nebî, Yâ Rasûl” şeklinde hitâb edilmiştir. Cenâb-ı Hak, bütün mü’minleri de bu edebe dâvet etmektedir:

(Ey mü’minler!) Peygamber’i kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın!..” (en-Nûr, 63)

İbn-i Abbas -radıyallâhu anh- bu âyet hakkında şöyle buyurmuştur:

“İnsanlar, Allah Rasûlü’ne «Yâ Muhammed, Ey Ebu’l-Kâsım» diye hitap ediyorlardı. Allah Teâlâ, Nebî’sinin şerefini yüceltmek için onları böyle hitap etmekten nehyetti. Bundan sonra insanlar, «Yâ Nebiyyallâh, yâ Rasûlallâh!» diye hitap ettiler.” (Ebu Nuaym, Delâil, I, 46)

Dolayısıyla Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-’ın sâdece ismiyle anılması, O’na ümmet olma âdâbına zıt düşmektedir. O’nun ismi ile beraber ulvî ve kudsî vasıfları da telâffuz edilmelidir. Ayrıca Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e yakınlığı bulunan her şeye karşı da edep ve nezâket göstermek gerekir.

Peygamber âşığı Osmanlı sultanlarından Yavuz Selîm Hân’ın şu hâli ne güzel bir edep tâlîmidir:

Yavuz Selim Hân, 1517 yılında Mısır’ı fethetmiş ve hilâfet makâmı uhdesine tevdî edilmişti. 20 Şubat Cuma günü, Melik Müeyyed Câmii’nde okunan hutbede hatîbin kendisinden:

“Hâkimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn (iki şerefli belde olan Mekke ve Medîne’nin hâkimi)” diye bahsetmesi üzerine derhal hatîbe müdâhale ederek:

“–Hayır, hayır! Bilakis hâdimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn (iki şerefli belde olan Mekke ve Medîne’nin hizmetkârı!)» diye yaşlı gözlerle cevap verdi.

Ardından halıyı kaldırıp toprağa secde ile Rabbine şükretti. Harameyni’ş-Şerîfeyn’in hizmetkârı olduğunun bir ifâdesi olmak üzere de, sarığının üzerine süpürge biçiminde bir sorguç taktı.

Yine Allah Rasûlü’nün beldesine olan edep ve hürmet duygularının şâheser tezâhürlerinden bir diğeri de Osmanlı’nın mazlum ve şehîd sultanı Abdülazîz Hân’a âittir:

Birgün hasta yatağında sararmış ve mecalsiz bir halde yatarken kendisine:

“–Medîne-i Münevvere halkından bir dilekçe var!” denildi.

Abdülaziz Hân yâverlerine:

“–Derhal beni ayağa kaldırınız! Harameyn’den gelen talepleri ayakta dinleyeyim! Allah Rasûlü’ne komşu olanların talepleri, böyle ayak uzatılarak edebe mugâyir bir şekilde dinlenemez!..” dedi.

Her Medîne-i Münevvere postası geldiğinde de abdest tâzeler, mektupları: «–Bunlarda Medîne-i Münevvere’nin tozu var!» diye öpüp alnına götürür, ondan sonra başkâtibe uzatır ve: «–Aç, oku!» derdi.

HAK DOSTLARINA KARŞI EDEP

Ebu’l-Leys -rahmetullâhi aleyh-; “Peygamber’i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın.” (en-Nûr, 63) âyetinin tefsirinden sonra der ki:

“Ayrıca bu âyetten, faydalı ilim öğreten sâlih hoca efendilere hürmet edilmesi gerektiği de anlaşılmaktadır. Hocaların ve fazîlet sahibi insanların haklarına riâyet etmek gerektiğine işâret edilmiştir.

Bundan dolayıdır ki Hak dostları anılırken hangi dilde olursa olsun, onlar için saygı ve hürmet ifade eden lâfızlar kullanılmalıdır. Çünkü maddî babalarımızı bile isimleriyle çağırmaktan nehiy vârid olduğuna göre mânevî babalarımız olan Hak dostlarının isimlerini tasrih etmek ne kadar edepsizlik olur, bir düşün!” (Rûhu’l-Beyân, VII, 447)

Yâni Peygamber Efendimiz’e gösterilmesi îcâb eden edebin en mühim tezâhürlerinden biri de O’nun vârisleri durumunda olan Hak dostu âlim ve âriflere karşı edep ve nezâket göstermektir.

Mânevî inkişâf için, peygamber vârisi âlimlerin, âriflerin ve Hak dostlarının rehberliğine tevâzû ve edeple mürâcaat edip, tavsiyelerini cân u gönülden tatbîke gayret etmelidir. Hak dostlarının yakınında ve terbiyesi altında bulunmayı nîmet bilmelidir. Zîrâ onların huzûruna edeple gelen, lutufla gider.

Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“Mü’minin firâsetinden sakınınız! Çünkü o, Allâh’ın nûruyla bakar.” (Tirmizî, Tefsîr, 15) buyurmuşlardır. Hadîs-i şerîfteki “Sakınınız!” îkâzı; “Kâmil mü’minlerin huzûruna gizli hesaplar ve gönül bulanıklığıyla gitmeyin! Onlar, müstesnâ bir firâsetle sizin gizlemeye çalıştıklarınızı da görürler.” demektir. Bundan dolayıdır ki; “Ulemânın yanında diline, evliyânın yanında kalbine sâhip ol!” denilmiştir.

Bu itibarla, gönülleri Cenâb-ı Hakk’ın husûsî rahmet nazarlarına muhâtap olan Hak dostlarına karşı daha büyük bir titizlikle edebe riâyet etmelidir. Onların huzûrunda izin almadan konuşmak, oturmak, kalkmak, kaba davranışlar içinde olmak, mânevî istifâdeyi zaafa uğratacağı gibi Hakk’ın gadabını da celbeder.

Osmanlı’nın ârif gönüllü sultanlarından Yavuz Selîm Han, velîlerin huzûruna girdiği zaman büyük bir edep ve mahviyet gösterir, gerekmedikçe tek kelime konuşmazdı. Nitekim Şam’da büyük velîlerden Muhammed Bedahşî Hazretleri’ni ziyâretinde hiç konuşmamış, sadece dinlemiş ve sonra da huzûrundan öylece ayrılmıştı. Beraberindeki devlet ricâli, bu hâle şaşırarak:

“–Sultanım! Sadece dinlediniz. Ne hikmettir ki, bir kelâm bile sarf etmediniz?” diye sormuşlar, Yavuz Hân da cevâben:

“–Büyük evliyâullâhın meclisinde onlar konuşurlarken başkalarının konuşması -velev cihan pâdişâhı da olsa- uygun düşmez. Biz sultan isek de, böyle mâneviyat sultanlarının himmetlerine her zaman muhtâcız. Şâyet huzurlarında konuşmam îcâb etseydi, bunu belli ederler ve söz söylememi temin ederlerdi.” demiştir.

İşte Yavuz Selîm Han, ehl-i kalbe karşı böylesine yüksek bir edep ve hürmet gösterirdi. Onlara duyduğu hayranlığı bir şiirinde şöyle ifâde etmiştir:

Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş,

Bir velîye bende olmak cümleden âlâ imiş…

Pâdişâhından halkına kadar Hak dostlarına karşı müstesnâ bir edep ve muhabbetle temâyüz etmiş olan Osmanlı’nın son günlerine dek Boğaz’da deniz seferi yapan kaptanlar; yolcularını, Üsküdar’dan geçerken Azîz Mahmûd Hüdâyî -kuddise sirruh-’un, Beşiktaş önünden geçerken Yahyâ Efendi Hazretleri’nin dergâhlarına, Beykoz’dan geçerken de Hazret-i Yûşâ -aleyhisselâm- tarafına doğru tevcîh ederek “Fâtiha”ya dâvet ederlerdi. Bir zamanlar İstanbul halkının, beldelerinde medfun olan büyük velîlere karşı edebi işte böyleydi!

Sözün özü edep, İslâm’ın insanlara tâlim ettiği ve son derece ehemmiyet verdiği bir husustur. Bu hassâsiyet, başta Allâh’a, Peygamber’e, Hak dostlarına olmak üzere ana-babaya, mü’minlere ve silsile hâlinde bütün mahlûkâta kadar uzanır. Altın ve gümüşün zenginliği gider, lâkin edebin zenginliği hep bâkî kalır. Dolayısıyla mü’minler olarak, edep kâidelerini öğrenmeli, bunları canlı tutmaya îtinâ göstermeli ve başkalarına da bizzat yaşayarak örnek olmalıyız. Bunun için de âdab-ı muâşeret kitaplarına mürâcaatla hâlimizi nasıl daha güzel kılabileceğimizi öğrenmeli, daha mühimi canlı bir kitap olan edep ehli sâlih mü’minlerle hemhâl olarak, onların güzel halleriyle hallenmeye gayret etmeliyiz.

Cenâb-ı Hak, ilâhî terbiyesiyle bizzat edeplendirdiği Rasûlü’nün güzel hâliyle hâllenmeyi cümlemize nasîb eylesin! Hak dostu âlim ve ârif kullarının gönül dokusundan hisse alarak zarif, rakik, nâzik ve edep ehli bir mü’min olabilmemizi lutfeylesin.

Âmîn!..

1               İ. Ortaylı, Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek, s. 88.

2               Bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 23-24/4753; İbn-i Mâce, Cenâiz, 37.


 

Firma Tanıtımı
Davul Zurna Kiralama ile Etkinliklerinize Renk Katın

Özel günlerinizde coşkuyu artırmak ve geleneklerimizi yaşatmak için profesyonel çözümler sunuyoruz davul zurna kiralama hizmetimizle; düğün, nişan ve tüm törenlerinizde her yöreye hitap eden geniş repertuvarımızla yanınızdayız. Deneyimli bir davul zurna ekibi kiralama ayrıcalığıyla, tam vaktinde katılım ve yüksek enerji garantisi veriyoruz.
Özellikle başkentteki organizasyonlarınız için Ankara davul zurna ekibimiz, yöresel oyun havaları ve profesyonel kadrosuyla Ankara’nın her semtine uygun fiyatlı hizmet sağlamaktadır.

Alarmanlage Haus Tguards Alarmanlagen & Videoüberwachung
alarmanlage haus ist die ideale Lösung, um Ihr Zuhause rund um die Uhr zu schützen. Moderne Systeme erkennen Einbruchsversuche frühzeitig und alarmieren sowohl Bewohner als auch Sicherheitsdienste in Echtzeit. Dank smarter Steuerung per App behalten Sie jederzeit die Kontrolle, egal wo Sie sich befinden.
Öğrenci Takip Sistemi Pratik Çocuk Online Öğrenci Takip ve Ödev Takibi

Eğitim süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi, akademik başarının sürdürülebilir hale gelmesinde kritik rol oynar. Bu kapsamda öğrenci takip sistemi, öğrencilerin gelişim süreçlerini düzenli olarak izlemeye, performans verilerini analiz etmeye ve eğitimde kaliteyi artırmaya yönelik bütüncül bir yapı sunar. Dijital çözümler sayesinde eğitim kurumları, planlı, ölçülebilir ve veriye dayalı bir eğitim yönetimi gerçekleştirebilir.

Yük Sabitleme Arms Maritime Lashing ve Denizaşırı Paketleme Hizmetleri
Lojistik ve dış ticaret dünyasında ürünlerin fabrikadan çıktığı andan varış noktasına ulaştığı ana kadar güvenliğini sağlamak, operasyonel başarının temelidir. Özellikle deniz yolu taşımacılığında karşılaşılan zorlu hava şartları, yüksek dalgalar ve sarsıntılar, yüklerin zarar görme riskini artırır. Bu noktada Arms Maritime yük sabitleme (lashing) işlemleri, hem mal güvenliğini hem de personel emniyetini sağlar.
Bataryasan LiFePO4 Lityum Batarya ve Lityum Akü
Bataryasan olarak lityum batarya üretiminde edindiğimiz mühendislik tecrübesi ve kalite odaklı yaklaşımımız sayesinde, her projede maksimum verim ve uzun vadeli güvenilirlik hedefliyoruz. Geliştirdiğimiz lityum akü ve LiFePO4 tabanlı sistemler, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda geleceğin enerji depolama çözümlerine güçlü bir altyapı sunar.
Web Tasarım Webintek Profesyonel Web Tasarım Çözümleri
Günümüz dijital çağında web tasarım markaların yalnızca internette var olması değil, güven oluşturması ve küresel ölçekte rekabet edebilmesi için vazgeçilmez bir yatırımdır. Profesyonel şekilde hazırlanan bir web tasarım çalışması, firmanızın vizyonunu, kurumsal duruşunu ve uzmanlığını yansıtan en güçlü dijital vitrindir.
Evden Eve Nakliyat İstanbul Büyüktaş İstanbul Evden Eve Nakliyat Fiyatları
Ev değişikliği, çoğu kişi için zaman alıcı ve stresli bir süreç olabilir. Bu nedenle evden eve nakliyat İstanbul hizmetleri, taşınma sürecini kolaylaştırmak ve eşyaların güvenli şekilde yeni adresine ulaştırılmasını sağlamak için büyük önem taşır.
Kemik Grefti Bone Smile Diş Kemik Grefti
Kemik grefti, kaybedilen kemik dokusunun restore edilmesini sağlayan modern ve etkili bir medikal yöntemdir. Özellikle diş implantları, çene kemiği kayıpları, travma sonrası oluşan kemik eksiklikleri ve ortopedik uygulamalarda sıkça tercih edilen bu tedavi, hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli rol oynar.
Kayseri Kombi Servisi Bademcioğlu Teknik Servis
Kayseri kombi servisi olarak, kış aylarında en çok ihtiyaç duyulan ısıtma konforunu kesintisiz yaşamanız için profesyonel çözümler sunuyoruz. 7/24 acil kombi servisi desteğimizle Kayseri’nin tüm ilçelerine hızlı ulaşım sağlıyoruz. Ani arızalarda beklemeden bizi arayarak teknik destek alabilirsiniz.
Elektrikli Yerden Isıtma Esn Enerji Yerden Isıtma Firması
Kış aylarında konforlu ve verimli bir ısınma sağlamak isteyenler için elektrikli yerden ısıtma sistemleri en modern çözümlerden biridir. Esn Enerji, uzun yıllardır kaliteli yerden ısıtma çözümleri sunan, müşteri memnuniyetini ön planda tutan bir yerden ısıtma firması olarak sektörde güven kazanmıştır.
Web Design Agency Penta Creative Web Design Company London
A web design agency plays a vital role in helping businesses stand out in today’s competitive digital landscape. Our UK-based web design agency london combines creativity, cutting-edge technology, and strategic thinking to create websites that not only look exceptional but also deliver measurable results.
Kayseri Miras Paylaşımı Kayseri Tapu Ve Miras İşlemleri Ankamax Kayseri Gayrimenkul Raporlama
kayseri miras paylaşımı, tapu devri ve kayseri gayrimenkul raporlama süreçleri, hem hukuki hem de teknik uzmanlık gerektiren konulardır. Mirasçıların haklarının korunması, gayrimenkullerin doğru değerlemesi ve tapu işlemlerinin eksiksiz yürütülmesi için profesyonel bir yaklaşım şarttır.
Anka Gayrimenkul, Kayseri’de yıllardır edindiği deneyim ve uzman kadrosuyla, kayseri tapu ve miras işlemleri konusunda güvenilir çözümler sunmaktadır.

 

Kayseri Haberler | Kayseri | Anne & Çocuk & Bebek | Bilim Teknik | Finans | Sağlık | İş & Eğitim | Hava & Yol | Resimler  | İstatistiklerimiz | Reklam  | İletişim

 

 

Kayseri Emlak
Kayseri Otomobil
Eleman İlanları
İş İlanları
Diğer İlanlar
• Elektronik
Kayseri Tarihi
Kayseri Coğrafyası
Kayseri İlçeleri
Kayseri Firma Rehberi
 • Demografik Yapısı
 • İl Yönetimi
 • Kültürü
 • Folkloru
 • Turizmi
 • Ekonomisi
 • Kayseri Fotoğrafları
 • Kayseri Gelenekleri
 • Kayseri Genel Bilgiler
 • Kayseri Spor
 • Kayseri Haritası
 • Kayseri İz Bırakanlar
 • Kayseri Nostalji
 • Kayseri Nüfusu
 • Kayseri Sağlık
 • Tarım Hayvancılık
 • Kayseri Ulaşım
 • Kış Sporları
 • Tuzla Gölü
 • Erciyes Spor
 • Sultan Sazlığı
 • Kayserililik
 • Kayseri de Bir Gün
 • Nöbetçi Eczaneler
 • En Güzel Mekanlar
 • Vefat Edenler
 • Kan Bankası
 • Oyunlar
 • IQ Testi
 • Reklam
 • Egzersiz Hareketleri
 • Rüya Tabirleri
 • Burçlar
 •
Şifalı Bitkiler
 • Gönül Köşesi
 • İsminizin Anlamı
 •
Sinema Salonları
 • Şiirler
 • Foto Galeri
 • İstatistikler
 • Türkülerimiz
 • Sözlük Çeviri
 •
Videolar
 • Edebiyat
 • Tiyatro
 • Konser Konferans
 • Tarihi Yerler
 • Sinema Haberleri
 • Kayseri Sinema Salonları
 • Genel Kültür Maneviyat

Kayseri Copyright © 2007 - 2025 Kayseri haberleri kayseri firmaları www.kayserikent.com tüm hakları saklıdır.

Kayserikent.com'un Amacı İnternet üzerinde Kayseri ile ilgili akla gelebilecek her türlü bilgiyi kategorilere ayırarak bilgiye kısa ve çabuk ulaşılmasını sağlamak, Kayseri de ticari, ekonomik, kültürel ve sanatsal alanlarda faaliyet gösteren tüm kurum ve kuruluşları bir çatı altında toplamak, günlük taze haberlerle Kayseri dışındaki Kayserilileri Kayseri de olup bitenlerden haberdar etmektir. Kayserikent.com'un Hedefi Kayseri ile ilgili bilgi arayan herkesin ilk aklına gelen kaynak olmaktır. Kayserikent.com, bu amaçla çıktığı yolda hergün daha iyiye ulaşmak için çalışmaktadır. Neden İnternet Reklamcılığı? İnternet, Türkiye ve dünyada iş hayatının kaçınılmaz bir parçası haline gelmiştir. Artık şirketler reklam bütçelerinde internet reklamcılğınada yer ayırmaktadır. Ulaşılan hedef kitle göz önünde bulundurulduğunda internet üzerinden yapılan reklamlar diğer araçlara göre karşılaştırılamayacak kadar ekonomiktir. Geleneksel reklam araçlarından daha etkili ve ölçülebilir olması da internet reklamlarını daha etkili kılmaktadır. Neden İnternet Reklamcılığında Kayserikent.com ? Genel internet siteleri elbette daha fazla sayıda kullanıcıya hizmet vermekte, ziyaretçi sayıları günde yüzbinleri bulmaktadır. Ancak siteleri ziyaret eden kullanıcıların sizin firmanızın ürün ve hizmetleri ile ilgili olma olasılıkları düşünüldüğünde reklam için harcanan paranın çok küçük bir bölümünün amaca uygun ziyaretçiye ulaştığı görülmektedir. Kayserikent.com da reklam Kayserililere doğrudan ulaşabileceğiniz en etkili araçtır. Hedef Kitlenize Kayserikent.com İle Ulaşın! Kayseri'nin en büyük şehir portalı Kayserikent.com, her ay 120.000 Kayseriliye 800.000 sayfa gösteriyor. Kayserililerin internetteki buluşma noktası Kayserikent.com, internetteki tanıtım ihtiyacınızı fazlası ile karşılamaya hazır profesyonel bir sitedir. Reklamlarınız, ayda ortalama 5000 - 10.000 basılan sektörel dergilere oranla çok daha fazla kişiye daha uygun fiyatla ulaşacaktır.

Bu site en iyi IE 5.0 üstü tarayıcılar ve 1024x768 ekran çözünürlüğü ile görüntülenir.

Web Tasarım  Kent Media

Popüler Sayfa Etiketleri

kayseri haberleri  kayseri firma rehberi  kayseri emlak  kayseri nöbetçi eczane  kayseri iz bırakanlar  kayseri katalog  kayseri sektör  kayseri mobilya  Mobilya Kayseri  Kayseri Mobilya İmalat  KAYSERİ  kayseri resim foto  Kayseri Resimleri   kayseri'de spor  kayserispor  kayseri spor   kayseri erciyes spor  Erciyes Spor   KAYSERİ HABERLER   kayseri haber  kayseri haberi  kayseri haberleri   kayseri kent haberler  Kayseri Emlak  Kayseri Gazete  Kayseri Gazeteleri  Kayseri tv  Kayseri Develi  Kayseri YemekleriKayseri www.hakenerji.com www.morinsankaynaklari.com www.matersan.com.tr www.duranhukuk.com www.gugahukuk.com


Kayseri Kent Portalı haberler firmalar ve aradığınız herşey burada. Kayseri güncel haberler ve son dakika haberleri